Trafik kazaları nedeni ile uğranılan cismani zararların tazmini için açılan davalarda, kazaya karışan kişi ve araçların kusur durumlarına ilişkin olarak yapılan tespitler neticesinde ulaşılan sonuçlara öre tazminat miktarına hükmedilebilmektedir. Kazalar farklı şekillerde meydana gelebilmektedir. Örnek vermek gerekirse, araçta yolcu konumunda iken kazaya uğrayan kişi açısından aracın tek taraflı olarak kazaya karışması durumunda dahi kusuru olmamasından kaynaklı olarak tazminat hakkı bulunmaktadır.

Ancak bazı durumlarda, sürücü konumunda bulunan kişi tek taraflar olarak trafik kazası geçirmektedir. Bu durumda ise, Yargıtay’ın son yıllardaki içtihatları gereğince, kişinin kendi kusurundan kaynaklı olarak tazminat alamayacağı ilkesi uyarınca tazminata hükmedilmemektedir.

Tek taraflı olarak yapılan kazaların bir bölümünde kusur sürücüye ait değildir. Bu durumda yolun durumu, gerekli bakımlarının yapılmaması, yola ilişkin alınması gereken önlemlerin alınmaması vb. hususlar devreye girmekte ve idarenin hizmet kusurunu oluşturmaktadır.  Bu şekilde meydana gelen davalarda, cismani zarara uğrayan kişiler ve destekten yoksun kalan kişilerce, maddi ve manevi tazminat istemli şekilde İdare Mahkemelerinde ve ilgili idareyi taraf gösterir şekilde dava açılmalıdır.

Kazada kusuru olan idareye karşı dava açılmadan önce, kusuru olan idareye başvuru yapılmalıdır. İdareye yapılacak başvuru sonucunda idare tarafından 60 günlük cevap süresinin dolmasını takip eden 60 gün içerisinde, kaza nedeni ile zarara uğrayanlar tarafından idare mahkemesinde dava açılacaktır.

İdareye başvuru yapılmış olması sebebi ile, hükmedilecek tazminata ilişkin olarak faiz başlangıcı da bu başvuru tarihi baz alınarak yapılacaktır.

Danıştay 15. Dairesi’nin 19.12.2016 taih ve 2013/12113 E.-2016/6258 K. sayılı kararında; “Davacılar tarafından, 26.03.2009 tarihinde Aksalur- İncesu yolunda meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilleri murisi …. ölümü nedeniyle, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen; eşi ve oğlu için toplam 20.000,00 TL maddi ve 24.000 TL manevi zararın davalı idarelere başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, Kayseri 1. İdare Mahkemesi’nce; İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; yol çökmesinin meydana geldiği yerdeki menfezin çöp dökme alanı olarak kullanılması sonucu tıkanması ve işlev görememesine sebep olan Aksalur (Ürgüp) Belediyesi’nin asli; yolun bakım ve onarımından sorumlu nin tali kusurlu olduğu, sürücünün ise meydana gelen çökmeyi geride durabileceği mesafeden fark edememiş olması sebebiyle kusursuz olduğu tespit edildiği, hesap bilirkişisince davacı için 14,764,73 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı ve davacıların maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüyle davacı ‘a 14.764,73 TL maddi ve 10.000 TL manevi, davacı ‘a 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 34.764,73 TL tazminatın davalı idarelere yapılan başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi, davacıların fazlaya dair maddi ve manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen 22/06/2011 tarih ve E:2009/902, K:2011/777 Sayılı kararın, davalı idareler tarafından hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.  Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin reddine, Kayseri 1. İdare Mahkemesi’nin 22/06/2011 tarih ve E:2009/902, K:2011/777 Sayılı kararının ONANMASINA,” şeklinde karar verilmiştir.

 

Danıştay 15. Dairesi’nin 12.05.2016 tarih ve 2013/13975 E.-2016/3486 K. sayılı kararında; “Kararın maddi tazminat istemine dair bölümüne gelince;

Anayasanın 125.maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 7. maddesinin (g) bendinde; Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımı ile bu yolların temizliği ve karla mücadele çalışmalarını yürütmek; kentsel tasarım projelerine uygun olarak bu yerlere cephesi bulunan yapılara dair yükümlülükler koymak; ilân ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek; meydan, bulvar, cadde, yol ve sokak ad ve numaraları ile bunlar üzerindeki binalara numara verilmesi işlerini gerçekleştirmek büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Hizmetin iyi işlememesi sonucu kişilerin zarara uğramaları halinde, doğan zararların idare tarafından karşılanması gerekmektedir. Ayrıca, hizmeti yürüten personelin görevi sırasında yaptığı eylem ve işlemlere dair kişisel kusurunun hizmet kusurunu oluşturacağı ve idarenin de bu zararın tazminiyle sorumlu tutulacağı, idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.

Hizmet kusuru, kamu hizmetinin organizasyonu ve işleyişinden kaynaklanır. Kamu hizmeti eksik veya kötü yürütülmekteyse veya bu faaliyet hizmet gerekleriyle bağdaştırılamayacak nitelikteyse, idarenin hizmeti kusurlu yürüttüğünün kabulü zorunludur.

Ancak idarenin işlem ve eylemleri dolayısıyla hizmet kusuru işlediğini söyleyebilmek için saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerekmektedir.” denilmektedir.

 

Danıştay 15. Dairesi’nin  12.05.2016 tarih ve 2013/1454 E.-2016/3488 K. sayılı kararında; “ Davacı vekili tarafından, müvekkilinin 2.6.2010 tarihinde Ankara istikametinden Afyonkarahisar istikametine seyretmekte iken yolun 43. kilometresinde orta refüj yol çalışmaları olan kesime geldiğinde yolun tek şeride düştüğü yerdeki trafik işaretlerinin yeterli derecede ve geceleri için ışıklı trafik işaretlerinin olmamasından dolayı meydana gelen kazada oluştuğu belirtilen 9.855,45.-TL maddi zararın; idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan dava sonucunda, Afyonkarahisar İdare Mahkemesi’nce; Adli Tıp Kurumunun 23.5.2011 tarihli raporuna göre yolun bakım ve onarımından sorumlu olan davalı idarenin, meydana gelen kazada %50 oranında kusuru bulunduğu belirtildiği ve bu kusur oranları mahkeme kararına esas alınarak bu orana tekabül eden 4.927,73-TL kısmının dava tarihi olan 17.8.2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine,” şeklindeki karar onanmıştır.

 

Danıştay’ın yerleşik kararlarında da görüldüğü üzere devletin sorumluluğundan söz edilebilmesi için dikkat edilmesi gereken husus; kazaya sebebiyet veren durumun ya da olayın, idarenin hizmet sorumluluğu içerisinde bulunması ve bu işlemin eksik, yanlış yapılması ve ya denetlenmemesi ve kontrol edilmemesi gibi nedenlerle oluşması gerekmektedir.

Trafik Kazalarında Devletin Sorumluluğu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir