Nafaka, mahkemece bir kimsenin aile bireylerinin maddi ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için ödemesine karar verilen aylıktır. Türk Medeni Kanunu’nda farklı nafaka çeşitleri düzenlenmiştir. Nafakalar bakım nafakası ve yardım nafakası olarak ikiye ayrılır.

  1. Bakım Nafakası
  • Tedbir Nafakası

Boşanma davası süresince eşlerin diğer eşi ve çocukları maddi ve manevi olarak ihmal etmesi, bu süreçte mağduriyet yaşanmasının önüne geçilmesi için tedbir nafakasına hükmedilir. Aile düzeninin sağlanması ve korunması kamu düzeninden olduğu için hakim bu nafakaya re’sen karar verir.

Bu nafakanın miktarının belirlenmesinde tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, ekonomik koşullar vs. dikkate alınır.

İlgili olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2018/3231 K. 2018/7708 T. 20.6.2018 kararı gösterilebilir:

‘(…)   3-)Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen tedbir nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.  (…)’

Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2013/19530 K. 2014/3685 T. 10.3.2014 kararı da incelenmelidir:

‘ÖZET : Dava, tedbir nafakasının artırılması talebine ilişkindir. Davalı, kendisinin emekli olduğunu ve geçimini zor karşıladığını, davacının ise özürlü müşterek çocuktan dolayı bakım ücreti aldığını ayrıca belediyeden ayni nakti yardım aldığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.Tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin “ekonomik güçleri” ile müşterek yaşam sırasında davalının eşine sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim oranı ve özellikle nafaka yükümlüsünün ( davalı babanın ) tespit edilen gelir durumu nazara alındığında; artırılan tedbir nafakası miktarı fazla olup, hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.

DAVA : Taraflar arasında görülen tedbir nafakanın arttırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı dilekçesinde; davalı ile 13 yıldır ayrı yaşadıklarını müşterek çocuklarının özürlü olduğunu ve bakımının tarafınca karşılandığını başka gelirinin olmadığını belirterek, daha evvel kendisi ve çocuğu için hükmedilen tedbir nafakanın ayrı ayrı 500 TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; davacı ve çocuklarının kendisini dışlaması sebebiyle evden ayrılmak zorunda kaldığını, davacı ve müşterek çocuğuna toplam 450 TL nafaka ödediğini ilk evliliğinden olma çocuğuna da 150 TL nafaka ödediğini kendisinin emekli olduğunu ve geçimini zor karşıladığını, davacının ise özürlü müşterek çocuktan dolayı bakım ücreti aldığını ayrıca belediyeden ayni nakti yardım aldığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı lehine hükmedilen aylık 250 TL tedbir nafakasının aylık 400,00 TL’ye çıkarılmasına, müşterek çocuk lehine hükmedilen 200 tedbir nafakasının aylık 400 TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; tedbir nafakasının artırılması istemine ilişkindir.

TMK.nun 182.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı kanun’un 327/1.maddesinde; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağı, 330.maddesinde; nafaka miktarının, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirleneceği, 331.maddesinde de; durumun değişmesi halinde hakimin, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür.

Yine Medeni Kanunu’nun 197.maddesine göre ayrı yaşamakta hakkı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenlemeler gereği eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadırlar ( TMK madde 186 /son ). Buna göre evlilik birliğinin ortak giderleri olan kira, elektrik, yakıt, su ve benzeri giderlere davalı eş katılmak zorundadır.

Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin “ekonomik güçleri” ile müşterek yaşam sırasında davalının eşine sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.

Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı tarafından davalı aleyhine açılan nafakanın arttırılması davası neticesinde Bakırköy 9. A.M’nin 20.11.2009 tarih ve 2009/98 E.-2009/689 K.sayılı kararı ile davacı lehine hükmedilen 175 TL nafakanın 250 TL’ye yükseltilmesine; müşterek çocuk için daha evvel hükmedilen 200 TL nafakanın arttırılması talebinin reddine karar verildiği ve kararın 17.06.2010 tarihinde kesinleştiği; taraflar hakkında yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davacının ev hanımı olduğu kızı ve özürlü oğlu ile birlikte kirada yaşadığı üzerine kayıtlı malvarlığının olmadığı, nafaka ile birlikte aylık 699,61 TL özürlü bakım ücreti aldığı; davalının emekli astsubay olduğu, aylık maaşının 1.299,36 TL olduğu babasına ait evde yaşadığı üzerine kayıtlı malvarlığının olmadığı diğer bir çocuğu için aylık 150 TL nafaka ödediği anlaşılmıştır.

Yukarıda izah olunan nedenlerle; somut olayda, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı ve özellikle nafaka yükümlüsünün ( davalı babanın ) tespit edilen gelir durumu nazara alındığında; artırılan tedbirnafakası miktarı fazla olup, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’

  • Çocuğun Bakım Ve Eğitim Giderleri

Eşlerin, çocuğun beslenme, barınma, sağlık, sosyal-kültürel, eğitim ve eğlence masraflarına katılma yükümlülüğü vardır.

  • İştirak Nafakası

Boşanma neticesinde çocuğun velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuğa karşı bakım yükümlülüğünün bir yansıması da iştirak nafakasıdır. Çocuğun eğitimi, bakımı, beslenmesi, sosyal yaşantısı için velayet verilen eşe iştirak nafakası ödenir.

İştirak nafakasının miktarı belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, çocuk için alınan aylık yardım maaşları, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ve benzeri hususlar baz alınır.

İştirak nafakasının miktarının makul olmasıyla ilgili Yargıtay 3.Hukuk Dairesi E:2015/19212 K:2017/662 kararı incelenebilir:

‘(…) 1-Dava, iştirak nafakasının artırılmasına ilişkindir.
TMK.’nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları göz önünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.

Mahkemece, iştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.( TMK. nun 330/1. maddesi ).
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 18.12.2009 tarihinde kesinleşen karar ile anlaşmalı olarak boşandıkları, müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye bırakıldığı ve 15.12.2004 tarihli çocuk için aylık 200 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, müşterek çocuğun %98 oranında engelli olduğu, davacının çalışmadığı, çocuğu ile birlikte 250 TL karşılığında kirada oturduğu, engelli çocuğu için aldığı 780 TL maaş ile geçimini sağladığı, davalının babasına ait evde eşi ve bir çocuğu ile birlikte oturduğu, Şirin kuruyemiş isimli işyeri olduğu, işyeri kirasının 1.200 TL olduğu, aylık gelirinin 1.000 TL olduğu anlaşılmaktadır.
. gelen yazı cevabına göre, davacının üç ayda engelli yakını aylığı olarak 849,39 TL ayrıca engelli yardımı adı altında 769 TL evde bakım aylığı aldığı görülmüştür.
Hal böyle olunca; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, çocuk için alınan aylık yardım maaşları, ekonomik göstergelerdeki değişim ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında; artırılan iştirak nafakası miktarı fazla olup, TMK.4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. (…)’

  • Yoksulluk Nafakası

Evlilik bağının sona ermesinden sonra eşlerden birinin mağduriyeti ortaya çıkıyorsa diğer eş yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulabilir.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi E. 2016/19451 K. 2018/7897 sayılı karara göre:

‘… Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…’

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi  E. 2018/1658 K. 2018/9007 sayılı karara göre:

‘…Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…’

  1. Yardım Nafakası

Yardım nafakası, kimse yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soy ve altsoy ile kardeşlere nafaka verilmesi şeklinde düzenlenmiştir.

KAYNAKLAR:

  • TÜRK MEDENİ KANUNUNUN DÜZENLEMELERİNE GÖRE TEDBİR, YOKSULLUK VE İŞTİRAK NAFAKASI -İzzet DOĞAN
  • AİLE HUKUKU VE UYGULAMASI BİLİMSEL GÖRÜŞLER YARGI İÇTİHATLARI-  Bilal KÖSEOĞLU& Doç Dr. Köksal KOCAAĞA (Türkiye Barolar Birliği Yayınları : 163)
  • http://www.kazanci.com
Nafaka Miktarının Belirlenmesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir