AİLE HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN BAKIM, EĞİTİM, DESTEK OLMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN YERİNE GETİRİLMEMESİ SUÇ TEŞKİL EDER Mİ?

CEZAİ MÜEYYİDESİ VAR MI?

        

Ailenin korunmasına ilişkin ülkemizde yasalar çerçevesinde pek çok düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerden ilki ve en önemlisi Anayasa’ nın 41. Maddesinde  “Aileni Korunması” başlığı ile yapılmıştır. Madde şu şekildedir:

 “Ailenin korunması ve çocuk hakları

MADDE 41– (Değişik: 3/10/2001-4709/17 md.) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

Yukarıdaki madde incelendiğinde de görülecektir ki Devletin aile düzenin korumaya yönelik gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Alınan bu tedbirlere rağmen aile düzeni eşler tarafından bozulmaya devam ediyorsa, bu eylemleri tespit ederek cezai yaptırımın da uygulanması gerekmektedir.

Konuya ilişkin olarak 5237 sayılı Türk Ceza  Kanunu’ nun 233. Maddesinde cezai bir düzenleme yapılmıştır. Madde şu şekildedir;

“Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali

Madde 233- (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Yukarıda madde ile aile düzenin bozulması halinde şikayete tabi olan cezai bir yaptırım düzenlenmiştir. Kanun maddesi incelendiğinde öncelikle dikkat edilmesi gereken husus aile hukukundan kaynaklanan bir yükümlülüğün olması gerekmektedir. Bu hak ve yükümlülükler ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ nun 185. Maddesinde şu şekilde sayılmıştır;

“A. Haklar ve yükümlülükler

  1. Genel olarak

Madde 185- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.

Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.

Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” olarak sıralanmıştır.

Ancak Türk Ceza Kanunu’ nun 233. maddesinde TMK’ da sayılan bütün yükümlülükler için değil sadece “bakım,  eğitim  ve  destek  olma  yükümlülüğünü yerine getirmeyen” sayılan yükümlülükler cezai yaptırıma bağlanmıştır. Bu yükümlülüklerinden herhangi birisini yerine getirmeyen eş TCK 233. maddesi kapsamında şikâyet edilebilecektir.

Konuya ilişkin açıklamalar içeren Yargıtay kararı da şu şekildedir:

T.C. YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ E. 2016/4638 K. 2016/19908 T. 20.6.2016

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-)Sanık … hakkında 6136 Sayılı Kanuna aykırılıktan kurulan hükme yönelik incelemede;

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5560 Sayılı Kanun ile değişik 5271 Sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolu açık olup, kararın temyizinin mümkün bulunmadığı cihetle, temyiz dilekçesi itiraz mahiyetinde kabul edilerek gereği mahallinde itiraz merciince değerlendirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE.

2-) Sanık … hakkında 677 Sayılı Kanuna aykırılıktan kurulan hükme yönelik incelemede;

Suçtan doğrudan zarar görmediği ve bu sebeple davaya katılma hakkı bulunmadığı halde mahkemece Kanuna aykırı gerekçeyle kamu davasına katılan olarak kabulünün, şikayetçilere bu niteliği ve dolayısıyla Kanun yoluna başvurmak hak ve yetkisini kazandırmadığı anlaşıldığından. 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca şikayetçi … vekili ve şikayetçi …’in tebliğnameye uygun olarak. TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

3-) Sanık … … hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan kurulan hükme gelince;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

TCK’nın 233. maddesindeki “aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali” suçunun gerekçesinde de belirtildiği üzere aile hukukundan kaynaklanan bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünün kapsamını, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlemek gerekmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 340. maddesine göre, ana babanın çocuğa genel ve mesleki eğitim verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ana baba imkânlarına göre çocuğu eğitmek ve onun bedeni, zihni, ruhi, ahlaki ve sosyal gelişimini sağlamak ve korumakla da yükümlüdür.

“Genel eğitim yükümlülüğü ana babanın, çocuğun erdemli, onurlu, vatanını milletini seven, dürüst ve namuslu bir insan olarak yetiştirilmesi için gerekli olan telkinlerde bulunma, çocuğa daima iyi şeyler öğretme, onun kötü yollara sapmaması ve kötü alışkanlıklar edinmemesi için gerekli önemleri alma ve gösterme yükümlülüğünü ifade eder. Genel eğitim yükümlülüğünün kapsamına, çocuğun okula kaydının yaptırılması, okula gönderilmesi, ders araç ve gereçlerini temin etme, kursa gönderme gibi kültürlü ve meslek sahibi bir insan olması için gerekli önlemleri almak, gayreti göstermek yükümlülüğü de girer” (Turgut Akıntürk’ten aktaran Hamide Zafer, Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçu (TCK m.233), http://hamidezafer.com/wp-content/uploads/2012/05/43-Aile-Hukukundan- Kaynaklanan -Yükümlülüğün-İhlali-Suçu-HZ-AA2.pdf 22.06.2016).

Bu açıklamalar ışığında somut olayda;

Katılan mağdure …’in aşamalarda, yasal velisi olan annesi sanık … … ile gayri resmi olarak evlilik hayatı yaşayan ve yanında kaldıkları …’ın tarikat şeyhi olduğunu, kendisine dört kez muska yazdığını, kız arkadaşlarını da dergaha getirmesini telkin ettiğini, annesinin kendisini 2010-2011 eğitim öğretim yılının 2. döneminde zorunlu olan ilköğretim 8. sınıfına göndermediğini ileri sürmesi ve katılan … vekilinin okuldan aldığı ıslak imzalı ve mühürlü öğrenim belgesinden de bu durumun doğrulanması karşısında,

Katılan …’in de, kızı olan mağdure …’in beyanlarıyla benzer iddialarda bulunduğu anlaşılmakla,

Sanık…’nın velayeti kendisinde olan kızı mağdure …’i, kanuni zorunluluğa rağmen okula göndermeyip, mağdurenin fizyolojik, psikolojik ve kültürel gelişimini olumsuz yönde etkileyecek ortamda bırakmaktan ibaret eyleminin TCK’nın 233. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, dosya kapsamıyla uyuşmayan yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve katılan … vekili ile katılan …’in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine. 20/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bakım, Eğitimi Destek Olma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suç Teşkil Eder mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir